Sitene Ekle YAZI SIIR HIKAYE - KALP SEVMEKTEN YORULMAZ - Blogcu



güzel bir dua (büyük bir aradan sonra sizlerleyim)

6/5/2009 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Yâ Rabbi! Sen benim Rabbim’sin, ben ise Sen’in kulunum.
Sen her şeyi Yaratıcısın, ben ise yaratılanım.
Sen rızık verensin, ben ise rızık alanım.
Sen mülkün sahibisin, ben ise kölenim.
Sen kuvvet sahibisin, ben ise âciz ve zelîlim.
Sen zenginsin, ben ise Sana muhtacım.
Sen ezelî dirisin, ben ise ölüme mahkûmum.
Sen bakisin, ben ise fânîyim.
Sen kerem sahibisin, ben ise kötülenmeye lâyığım.
Sen iyilik yapansın, ben ise kötülük işleyenim.
Sen affedicisin, ben ise günahkârım.
Sen büyüksün, ben ise hakirim.
Sen kuvvet sahibisin, ben ise zaîfim.
Sen verensin, ben ise isteyenim.
Sen emniyet verensin, ben ise korkanım.
Sen cömertsin, ben ise duâ edenim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Rahmetinle benim/bizim günahlarımı/zı affet. Suçlarımı/zı bağışla. Amîn.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SEN YOKTUN....

1/8/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü sereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa sahitti.

Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü bogarken
Topragin bagrindaki su
Gökyüzüyle bulusurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu tasidi binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladi edeple...

Sen yoktun...
Hz.Ismail'in alnindaydi Nurun
Ibrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti ögretecek onlara,
Onlari temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydinlanan minicik ellerini
Semaya kaldirarak
Amin dedi Ismail.
Hira Nur dagi amin diyerek ayaga kalkti
Medine'den adi Uhud olan bir amin yankilandi
Sevr daginda.

Sen yoktun Sultanim...
Hz.Isa Ahmed diye mustuladi seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artik ben sizinle çok söylesmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...

Havarilerin yüzünü oksayan,ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.
Sen yoktun....
Hz.Abdullahin alnindaydi Nurun
Basi egik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardi
Varaka seni arardi sema'da
Anneler kiz çocuklarini hep aglayarak sevdiler.
Aglayarak süslediler ölüme!...
Aglayarak hadi dayina gidiyorsun dediler.

Sen yoktun Sultanim...
Canli canli topraga gömülmenin adi idi dayiya gitmek,
Anne yüreginin çildirtan çaresizligi idi,
Ve yavrusunun ölüme gidisini seyretmesiydi.
En son çocuk atilirken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dagini gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yi,
Efendisine hazirlaniyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazirlaniyordu Mekke
Alemlerin efendisine hazirlaniyordu.
Kainatin gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvariyordu Rabbine...
Gel diye agliyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da

Ve bir gelisin vardi Ya Resülallah
Bir inisin vardi yeryüzüne
Ve cebrail ardinda yalin kiliç melekler
Bir inisin vardi yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladi seher vaktini
Hersey sus pus olmustu.
Hadi diyordu yildizlar,hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Aminenin evinden
Muhammed...
Karanliklar aydinliga birakti yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbaniz
Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adi veren Rahmana kurbaniz.

Artik sen vardin...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra ,anne Halime sevindi seninle
Yagmura mi ihtiyaç var?...
Kaldirirdin sehadet parmagini...
Yagmuru salsin Allah
Sonra tut agacin yapragini
Köklerini çikarttirip yaninda yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Daglar,taslar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.

Sen vardin...
Bedir kardi,
Uhud dardi,
Hendek yardi,
Yigitlerin vardi.
Ölmek için yarisan yigitlerin
Hele bir Enes'in vardi Ya Resülallah
Uhud'da öldügünü duyunca arkadaslarina;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'in resül-ü öldürülmüs.! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yasayipda ne yapacaksiniz,
Kalkin ve O'nun gibi ölün." demisti.
Ve savasin en yogun oldugu yerde sehit düsmüstü.
Hem de ne sehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan taninmaz halde idi
Kizkardesi ancak parmaklarindan tanidi onu...

Musab bin Umeyer'in vardi senin...
Uhud'da sancagini tasiyan,öyle bir askla sana bagliydi ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'in suretinde indirdi.

Ebu Hureyre'n vardi...
Acikinca mescidin önünde durur
Sana bakardi,sen anlardin.
" Ya Ebahir!..gel " derdi.

Ve sen gittin...
Bir gidisle gittin.
Ardinda hüznün kaldi,
Hasretin kaldi göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman tesebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstüne çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay,aylar yil oldu.
Asirlar oldu...
Sensizlige açtik gözlerimizi
Ama sen birakmazsin bizi!...

Sen varsin...
Ey sehitlerin Sultani sen varsin
Bir sehit bile ölmezken
Sana nasil yok deriz.
Ebu Talip sam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime birakipda gidiyorsun " demistin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip birakmamisti bu yüzden
Sensizligin izdirabi ile inleyen
Ümmetini kime birakip gidiyorsun Ya Resülallah
Birakma bizi ki ;
Allah: " Sen onlarin içindeyken onlara
azap edecek degiliz." buyuruyor.
Birakma bizi !...
Hayati seninle ögretti Rahman
Kullugu seninle tanidik
Duayi senden ögrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardescik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayirirmisin ? "
Bizler Ömer degiliz ama bütün dualarimiz senin için.
Ey Rabbimiz!...
Resülünü anisimizdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-i Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatirina affet...
Zatinin hatirina affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

D. A. Erzincanli

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

YAŞAMA TUTUNURKEN - İNADINA...

1/8/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE


Sevdalar adına yüreğimize tercüman olan dostlara;
Umutsuz bir lahzada, o günü muştulayanlara;
Sevgi katillerini alnının çatından, yürek namlularıyla vuran şairlere;
Tevbeleri kadar beyaz örtüleriyle her daim onlara...
Selam olsun!...

Hoyratça savrulduğum zamandan, dervişlerin altın halkasına, gönlün kutsalına girdiğim günden beridir mesken eyledim güllerin ülkesini... Yıldızları kandil yapıp koydum masama, aldık yüreğimizi elimize...
“Bismillah...”
Sevgisizlikten suçlu bulunduğum gün, gönül mahkemesinde pervasız duygularla yalnızlığın hükmü veriliyordu. Meczuplar aşka şahitti. Kehribar delilimdi. Gafletten müebbet hüküm giydim. Dağları sürdüm ovalara, göz yaşlarıma bend olsun diye. Hayalleriyse sürgün ettim, gerçeğin aynasına bakmaya yüzüm olsun diye...
Adını dilime tesbih ettiğim sevgili... Çıkar beni gaflet zindanının küf kokan köşelerinden. Gülşeninde bir yaprak olmayı çok görme bana...
Oy yüreğim! Bütün hainliğine rağmen, inadına, sımsıkı tutun hayata!...
Sevgi bedbaht oldu yürek ülkeme düşeli. Bu nasıl bir ülkedir ki, padişahı yalnızlık. Korkularla örülmüş evler, kuşkulara bürünmüş caddeler, kararsız beyinler, gafletle uyanan sabahı, karalar bağlayan ağıtları var. Martılar kafeslerde hapsolmuş. Gökyüzü siyah. Kalbim kadar...
Hayata dair umutlarımı gömdüm, ıssız bir mezar taşının yanıbaşına. Hiç çıkarılmamak üzere. Şair “mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır” diyor. Ben dünyamda sonbaharı, kışı, acıyı, yalnızlığı, karanlığı yaşıyorken, bir ceset kadar baharı hissedemezken, gönül gözümü hırsın hançeriyle kör etmişken, kilosunu yüz kuruşa satıyorlarken pazarda sevdanın, izbe odalarda yargılanıyorken haksızca, sevda adına... Hangi bahardan söz ediyorsun dostum!... “Yüreğini açmalısın” diyorlar. Bu karabasanlı, hayaletli, içinde akılla yüreğin bitmez savaşı, umutsuz barışı olan bu ülkeyi, hangi aklı başındaya açmalıyım?..
Yürek salıncağına koydum geleceğimi, hayallerimi, eline sevda oyuncağını verdim... Avunsun diye...
Köpüklerini asice vuruyorken deryalar kayalara, bir izdüşüm yaşanıyorken hayallerin kuytusunda, bir yetim hıçkırarak isyan ediyorken hayata, bir kuşun hızı kadar kısa ve yalan olan ömre, yarım kalan aşklara ve sevmekten yorulmayan, usanılmayan, uslanmayan ama kendi içinde o paslı zincirini kıramayan gönlüme, yazıyorum işte yazmak isteyip de yazamadıklarımı...
Oy yüreğim! Bütün hainliğine rağmen inadına, sımsıkı tutun hayata... Ayaz tutmuş gönüllere nispet olsun diye, içimin volkanlarını taşıyorum satırlarıma. Bir menekşe hüznü gibi acı olan nefretimi gömüyorum çile denizinin girdaplaşan bakışlarına...
Bilinmeyen ülkenin kapılarını açtığım gün dünyaya, zafer rüzgarları esecek içimin sabahında, bir yaprak daha fışkıracak dalından baharı kanıtlarcasına, bir aşk çiçeği daha peyda olacak ülkemde barışa dair...
Bir Firavun daha şakağına dayarken tabancasını, Musa Tur Dağında edecek bayramını...
Gün Ebrehe’nin değil, Ebabil’in günüdür.
Bir deniz kabuğuna binip, ümidi duman duman içime çekerek, lacivert denizde, özlemler diyarı vuslat ülkesine doğru yelken açtığım gün, yanık türküler yakacağım gönlün ozanıyla...
Bir meçhul yolcu gibi bu şehri terkederken; Güller Sultanı’nın Diyarı’na...
Yavaş yavaş sabah olmakta, gün ile birlikte düşüncelerim de ağarmakta...

AYŞENUR REFİK
SEMERKAND DERGİSİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Allah korkusu, ibadetlerin süsüdür....

31/7/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE


Bir söze sabredemeyen, çok söz işitir

Güzel sözler, petekten damla damla sızan bala benzer. Bunlar, insanın ruhuna tat verir.

* Allahü teâlâya isyan etmediği bir dille dua edenin, duası kabul olur.

* Üç huy vardır ki, kimde bulunursa, onun zararınadır; Sözünde durmamak, hile yapmak ve zulmetmek.

* Hesaba çekileceğini bildiği halde, haram mal toplamaya devam eden kimseye şaşılır.

* Müslümanların hayırlısı, insanlara yardım eden ve faydalı olanıdır.

* Ehl-i sünnet alimlerinin, Allah rızası için yazdıkları kitapları okumak saadettir.

* Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile kabul etmek ve dil ile de söylemektir.

* İlmin evveli niyet, sonra anlamak, daha sonra yapmak, ondan sonra muhafaza, en sonra da yaymaktır.

* İlim maldan hayırlıdır. İlim seni korur, sen ise malı korursun. Malın bekçileri ölür, ilmin bekçileri ise gönüllerde yaşar.

* Herkes seni, Allah’ını sevdiğin kadar sever. Allah’tan korktuğun kadar, senden korkarlar. Allah’a itaat ettiğin kadar, sana itaat ederler. Allahü teâlâya hizmet ettiğin kadar, sana hizmet ederler. Her işin, Onun için olsun! Yoksa, hiçbir işinin faydası olmaz. Hep kendini düşünme, Ondan gayriye güvenme, çok ibadet etsen de, amelinle övünme!

* Ahirette azabın ve mükafatın devamlı olduğunu bilen, sonsuz rahata sebep olduğu için birkaç günlük bela ve sıkıntı ona rahat gelir.

* Bir söze sabredemeyen, çok söz işitir.
* İlim gıda gibidir. Ona her zaman ihtiyaç vardır. Faydası da herkesedir.

* Gözü harama bakmaktan ve başkalarının ayıplarını görmekten korumalıdır!
* İbadetin en kıymetlisi, nefse uymamaktır.

* Kıyamet gününde nereye gitmek istiyorsanız, hazırlığınızı ona göre yapınız!
* Allah korkusu, ibadetlerin süsüdür.

* Çalışmadan ele geçen şeyler, devamlı ve kalıcı olamaz.
* Vücuduna haram lokma karışmış bir kimse, namazlarından tat alamaz.

* Allahü teâlânın merhameti vardır diyerek, isyana kalkışma!
* Helal ve haramdan her bulduğunu korkusuzca yiyenlerden olma!

* Ya Rabbi! Dostlarını ve evliyanı öyle gizledin ki, onları bulan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan, onları tanımıyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Beşi dünya , Beşi ahiret icindir.

11/7/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Muhammed bin Hışam şöyle anlatiyor:

Ma´rufi Kerhi bana:
-´´Sana on cümle öğreteceğim,beşi dünya , beşi ahiret icindir.
Bunlar ile kim dua ederse Allah c.c. ona icabet eder´´ dedi.
Ben yazayimmi dediğimde ´´Hayir ben nasil Bekr bin Hanisin tekrar
tekrar
okumasiyla ezberledimse sanada tekrar tekrar okuyarak ezberletirim ´´
dedi.

DUA şudur


Hasbiyallahü lidiinii
Hasbiyallahü lidünyaye
Hasbiyallahül keriimü lima ehemmenii
Hasbiyallahül haliimülgaviyyü limen beğa aleyye
Hasbiyallahüş şediidü limen kade´nii bisüü´in
Hasbiyallahür rahiimü indelmevt
Hasbiyallahür ra´üüfü indel mes´eleti filkabri
Hasbiyallahül keriimü indelhisab
Hasbiyallahül latiifü indel mizan
Hasbiyallahül kadiirü indessirat
Hasbiyallahu laa ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziim


Manasi.

Dinim icin Allah c.c. bana kafii
Dünyam icin Allah c.c. bana kafi
Bütün mühim işlerim icin Allah c.c. bana kafi
Bana haksizlik etmek isteyenlere hilm ve kuvvet sahibi olan Allah c.c. bana kafii
Bana kötülük düşünenler icin Allah c.c. bana kafi
Ölüm aninda, merhamet sahibi olan Allah c.c. bana kafii
Kabir sualinde esirgeyici olan Allah c.c. bana kafii
Hesab vaktinde kerem sahibi olan Allah c.c. bana kafii
Mizan başinda lutuf sahibi olan Allah c.c. bana kafii
Sirat üstünde,kaadir olan Allah c.c. bana kafii.
Allah c.c. bana yeter. O´ndan baska ilah yok. O´na dayandim. O arşı aziimin rabbidir.


(((Amin Allahumme Amin)))

Ihya cild 1 , sahife 917

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

dua

20/6/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Allah'ım Sen Rab,ben kul, Sen Yaratan,ben yaratık,

Sen rızık veren,ben rızıklanan, Sen Malik,ben memluk,

Sen Aziz, ben zelil, Sen Zengin, ben fakir

Sen Diri, ben ölü, Sen Baki, ben fani,

Sen Kerim, ben sefil, Sen iyilik seven, ben kötülük işleyen,

Sen Bağışlayan, ben suçlu, Sen Yüce, ben hakir,

Sen Güçlü, ben zayıf, Sen Veren, ben dilenen,

Sen Emin, ben korkak, Sen Cömertsin, ben miskin

Sen Kul edensin ben ise, isteyenim.Rahmetinle günahlarımı affet ve beni cezalandırma Ey Merhametlilerin En Merhametlisi!

(Amin)

Allah'ım,

Değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret,

Değiştiremeyeceklerimi kabullenmek için sükûnet,

Ve de bu ikisini birbirinden ayırabilmek için Sen'den akıl istiyorum.

Amin.


bu duayi okuyanlarin dualarini kabul buyur yarabbi..
__________________

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dua Zamanı!!!

10/6/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

ZAMAN puslu bir nehir gibi akıyor içinden. Kıyılarını bilmiyorsun. Nerede başladığını bilmiyorsun. Nerede bittiğini bilmiyorsun. Hangi yöne aktığını bilmiyorsun nehrin. Sadece akıyor, sadece akıyor. Çağıltısını duyuyorsun sadece. Yatağına kırgın gibi; bazen taşıyor, bazen duruluyor, bazen çekiliyor. Kimse kenarında kalmıyor bu nehrin; seni de içine çekiyor, sevdiklerini göğsüne alıyor, sevdalarını sürükleyip uzak denizlere döküyor.

İçine kıvrılıyor gibi zaman. Göğsüne sokulup aşklarına dokunuyor, acılarını dokuyor. Aklında hesapları yarım bırakıyor, kalbinde yaralar açıyor, tenini dağlıyor. Hüsran içinde hüsran büyütüyor. Hayâl köprülerinin altından geçiyor. Taştan hatıralarını okşuyor. Kıvrım kıvrım içinden akıyor. Sana dokunuyor zaman. Seninle tükeniyor.


İçinde kıvranıyor zaman. Seninle tükeniyor. Yağmur sularına hasret kumlar gibi kuruyor, eriyor. Bozuk saatlere aldanıyor. Şarkı sözlerine dolanıyor. Hülyâların göğsüne kanıyor. Yalancı şafaklarla oyalanıyor. Akşamları göllerde dinleniyor. Öğle vakitleri koşturuyor. Şehirlerin telaşında eriyor. Anlamsız duvarlara gölge olup sokuluyor. Düşen yaprakla sırdaş olup dertleniyor. İçinde ağlıyor zaman. İçinde kıvranıyor.


İşte sabah. Lâl dudaklı bir sevgili zaman. Alnından öpüyor her şafak. Gözlerini açtığın yerde buluyorsun kendini. İşte bir kez daha varsın. Var edilmişsin. Uykunun çatlaklarından sızıyor gibi nehir. Elinden tutuyor; taze bir güne yolcu ediyor seni Sevgili. Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun. Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun. Uyanıyorsun. Uyanıyorsun. Göz kapaklarını açmaktan fazlasını yapıyorsun.


Anla ki sen kendine ait değilsin. Bir göz kapağının ardında yitebilirsin. Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirsin. Zaman nehri ayırabilir teni tenden, canı bedenden. Pek zayıfsın. Pek kolay inciniyorsun. Seni yaralayan ne çok şey var. Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor. Hüznün için bin bir bahane var. Uçurumlar önce seni yutuyor; hep dağların ardına savruluyorsun. Kerem seni arıyor, aslı sana özeniyor. Leylâ çölde seni arıyor; Mecnûn sana ağlıyor. Zaman seni senden alıyor. Sürekli uçurumlar açıyor göğsüne. Yangınlar sunuyor göğsüne. Dağlar dağlardan uzaklaşıyor. Kalplerden kalplere çöller büyüyor.

Elin bir şeye yetişmiyor; parmaklarının arasından dökülüyor an. Ömrün sevdalarına yetmiyor; batan şeyleri sevmiyorsun, sevemiyorsun. Sabrın kıl kadar; günü akşam edemiyor, akşamı sabaha yetiştirmiyor.


Vakit sabah. Gün seni bekliyor. Yüklerin ağırlaşacak. Belin bükülecek. Dünya seni çağırıyor. Ömrün azalacak. Zaman tenini yoklayacak. Ruhun sıkılacak. Şimdi, şu halde, elini eline veren, güneşi sana gönderen, yağmurları alnına değdiren sonsuz kudret sahibine hâlini arz etmeyecek misin? Şimdi şu halde, en ince dertlerini bilen, belli belirsiz fısıltılarını işiten, içinin de içini bilen sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp içini dökmeyecek misin?

Bak seni bekliyor sevgilin. Yangınını ona sunsan, bütün yangınlar söner, ayrılıklara yol bulunur. Gözlerini ona aç, bir de onunla yan. Alnına serinliğini dokundur. Yaralarını onun yanında kanat. Onunla ağla. Ağla ki göz yaşlarına tek tanık olsun. Sevdalarını onun başucuna topla. Aşklarını çoğalt alnında. Ağla.


Kanayan kalbinden sızılar vursun yüzüne. Ellerin sevgilinin yüzüne koşsun. Dağ dağa kavuşsun. Çöller çöllerde kurusun. Yüzler yüzlere baksın. Sular sularda boğulsun. Yüzün sevdiğinin yüzünde kalsın. Ağla. Ağla ki zaman sana kalsın. Zaman içinde kıvrım kıvrım yol olsun. Sonsuzluğa uzansın. Ağla..


Sevgiline koş. Gecenin örtüsü dağılsın. Şafağın saçları çözülsün. Gönlünü rüzgâr alsın. Bütün küsmeler küsüşsün, yalnız kalsın. Kavga kavgaya tutuşsun; kalbinden vurulsun. Hüzün hüzne bölünsün; azalsın, sıfırlansın. Ağla. Ağla ki gurbet gurbeti gurbete göndersin. Ağla ki gözünün yaşı ırmağa karışsın.


İşte sabah. Zamanın nehri göğsüne sokuluyor. Anlamını sende arıyor. Yüzünü yüzünün ayinesinde seyrediyor. Alnına Rabbin ışıklar dokunduruyor. İşte seccaden. Alnını öpmeye geliyor. Secdeler seni uçurumlardan uçuruyor, Sevgili’nin diyarına taşıyor.

Lâl dudaklı bir sevgili yolunu gözlüyor. Zaman seni sensiz kılıyor. Namaz seni sen kılıyor. Namaz insanı insan kılıyor. “Namaz insanı kılıyor.”


SENAİ DEMİRCİDEN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::