Sitene Ekle KALP SEVMEKTEN YORULMAZ - Blogcu - Sayfa 3



Üzülüyorum Allah(c.c.)'ım...

3/6/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Seni tanıma mutluluğunu, Seni dost edinme mesutluğunu yaşayamayanlara üzülüyorum...
Onların elleri açılmak istemiyor mu Sana? Onların kalpleri hiç mi özlem duymuyor mu Sana?

Onların dilleri Sen'in adını zikretmek istemez mi?

Onların bütün uzuvları Seni ister biliyorum ama nedir onlara bu hasreti çektiren, nedir Sana kavuşmalarını engelleyen?

Nedir onları Sen'den alıkoyan?

Ey güzeller güzeli Rabb'im,
Ey Allah(c.c.)'ım!
Ey duaları geri çevirmeyen Rahman!
Sana bütün gücümle, bütün kalbimle ve kalbimin tercümanı olan gözyaşlarımla yalvarıyorum.
Seni tanımayan biçarelere de göster kendini. Tattır onlara sevgini...
Bilsinler ne büyük bir aşk olduğunu.
Bilsinler Senin alemlere Rahmet olan Resülünü.
Bilsinler Senin affediciliğini. Onlar da gelsin Senin mağfiret kapına.
Onlar da istesin Seni bizim istedigimiz gibi...
Rabb'im hayatında hiç Sana ibadet etmemiş, içinde hiç Allah( c.c.) aşkı olmayan,
imana susamış ama susuzluğunun kaynağını bilmeyen bu insanlara hidayet nasip et ne olur!

Ne olur Allah(c.c.)'ım

Senin içime koyduğun sevgiyle sevdim ben onları. Senin rızan için arkadaş dedim onlara.

Rabbim ben sadece bu dünya için sevmiyorum.
Sevdiğim herkesi ahirette de birlikte olayım diye seviyorum.
Sana gelirken onlarla birlikte geleyim diye seviyorum. Yani Yunus gibi herkesi Sen'den ötürü seviyorum...
Allah(c.c.)'ım! Ya sarılırsa yakama, ya bana derse o Büyük Günde, Neden anlatmadın bana Rabbini?
Neden anlatmadın bana cennet-cehennemi? Neden Rahmet Peygamberinden söz etmedin?
Neden bu ilahi düğüne beni de davet etmedin?

Sen benim arkadaşım değil miydin?

Hani arkadaşlar birbirlerine herşeyi anlatırlardı. Sen bana neden anlatmadın?

Bana neden bugünden haber vermedin? Neden, neden, neden?
Allah(c.c.)'ım! Ben ne yaparım bu soruların karşılığında? Ne cevap veririm, nasıl dayanırım?

Omuzlarım kaldırır mı bu yükü?
Öyle bir yük, öyle bir yük ki Sana ve Resülüne kavuşmanın sevincini yaşatmayacak bana.
Çünkü bir şeyleri eksik bırakmışım ben dünyada. Haketmemişim ben bu sevinci..
Tam Sana kavuştum derken bu arkadaşımın hakkının altından nasıl kalkarım,
nasıl öderim bu vebali?

Rabbim Sen istersen, Sen ol dersen ne olmaz ki! Allah( c.c.)'ım onları da aramıza kat.
Onları da Sana yönelt. Onlar da sevsin Seni. Seni sevince zaten bulacak bütün güzelliği,
bütün doğruluğu.

Seni sevince ölümü de sevecek, peygamberleri de sevecek. Herşeyi, herkesi sevecek.
Seni seven neyi sevmemiş ki? Ben acizim, birşey yapamıyorum duadan başka.
Elimden fazlası gelmiyor. Senin sevgini yine ancak Sen koyarsın onların kalbine.
Sen yöneltirsin onları Kendine.

Allah(c.c.)'ım! Yapabildiğim tek şey şu anda gözyaşlarımla birlikte elimi açıp sana yalvarmak.

Yalvarıyorum hidayet nasip et onlara.
Asıl mutluluğu ver onlara ve onlar gibilere...

Ver onlara Allah(c.c.)'ım sevgini!
Yağdır Rahmetini!

Ve beni de bütün Müslüman kardeşlerimi de affet Rabbim.

affet Rabbim...

affet Rabbim...

affet Rabbim...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SENİN TAHTA PERDENE KOYDUĞUM ÇİVİ İÇİN BENİ AFFET(eğer varsa)

3/6/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE


 
Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. ' arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak' demiş.     Genç, birinci

ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart (sök)' demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona 'aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak' demiş. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara(delik)bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak(kapanmayacak). Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar' demiş. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

gönülden damlalar.......

19/5/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Merhametsizlikten, münekkitlikten kurtulma yolunda ilerle, ey kardeş! Aksi halde, ya yakında, ya uzakta, ya dünyada; ya Haktan, ya halktan inmesin sana adem-i merhamet. Zira, "Men dakka dukka" [Eden bulur]. Merhametsizlik etme, sonra merhametli dosttan dahi merhametsizlik görürsün. Eğer görmezsen dünyaya mukabil, ukbada görürsün muzaaf ceza, bunu bil.

zübeyr gündüzalp
 
 
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...
(Mahatma Ghandi )
 
 
"Hak yolcuları, ihlaslı, müstakîm, zeki, nâzik, nezîh, edepli, mahfiyetli, fedâkâr, dirâyetli, sehâvetli, merhametli, herkesle geçimli, hülâsâ tam mânâsıyla ahlâk-ı hamîde sahibi olmalıdırlar."
"Asık yüzlü, bed huylu, dâima hayatından şikayetçi, derdi yüzlerinden belli kimselerden olmayalım. İnsanlara hep tebessümle mukâbelede bulunalım. Sükûtu ihtiyar edelim, yerli-yersiz konuşmalardan içtinâb edelim."


Mahmut sami ramazanoğlu
                                                    
                
Ey Nefsim! Yetmişüç sene yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı.
2 - Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun; onun için onun zevaliyle
ağlamağa başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin.
Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.
3 - Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var.
İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar. Fakat, kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor.
4 - Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim! Kat"i kanaatın gelmiş ki; zahiri musibetler altında ve neticesinde, inayet-i İlahiyyenin çok tatlı neticeleri var.
(asaentekrehu eşyaen vehüve hayrullekum) Çok kat-i bir hakikatı ders veriyor. O dersi daima hatıra getir.Hem feleğin çarkını çeviren kanun-u İlahi, SENİN HATIRIN İÇİN o pek geniş kanun-u kaderi değiştirilmez.
5 - (men amenebil kader emineminel keder) Kudsi düsturunu kendine rehber et!
Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma! Düşün ki; fani zevkler, sana manevi elemler, teessüfler bırakıyor. Sıkıntılar, elemler ise; bilakis manevi lezzetler ve uhrevi sevaplar veriyor. Sen divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiştir.

Said Nursi    
                                                                                                          

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HaYaT

19/5/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE


Öyle bir hayat yaşadım ki Cenneti de gördüm cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan , düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundanmış anladım
Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır,
kendi yüreğine bakabilme cesareti gösteren gönlünün muradını keşfedendir.
Dışarıya bakan rüya görür,hayal dünyasında kaybolur.
içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.''

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SENİ DÜŞÜNÜYORUM

19/5/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Gecenin o büyülü saatlerinde pencereden sızan ay ışığının her bir cilvesinde, Sen’i düşünüyorum.
Yüreğim, hasretle yanıyor; bir gariplik hissediyorum, içim içime sığmıyor; can kafesten uçmak istiyor.
Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kokladığım gülde, ziyânın parıltısında, yağmur damlasında, kar taneciklerinde, Sen’i düşünüyorum.
Güneşin her sabah doğuşunda, her akşam gurubunda Sen’i düşlüyorum; aşkın kalbimi titretiyor.
Yürüdüğüm yollarda, konuştuğum insanlarda, ikliminde uçuşan altın kanatlı kuşlarda hep sanatını görüyorum. Rahmetine sığınıyorum...
Rahmetin; hem hazanı, hem kışı, hem baharı, hem yazı, hem arzı, hem semâyı, kucaklıyor. İkliminde fânî olmak, ebetlere yelken açmak istiyorum.
Bazen bir gülün kokusunda, bir güle bakışımda, dokunuşumda, Habibini (sas) görüyorum. Çiçekler, ötelerden O’nun (sas) kokusunu getiriyor. Kuşlar haber veriyor; “Âşık, Mâşukunu arıyor.” diye; semtinde geziyor rûhum; belki görürüm diye. Gözlerim Sevgili’nin yolunu ümit dolu bir intizarla bekliyor; O’nun ışığı rûhuma doluyor...
Ey bîçarelerin çaresi, yolda kalmışların, gariplerin, kimsesizlerin yardımcısı... Ey Mâbûd-u Mutlak!
Ümitle kapına geldim; girmeme izin verir misin?
Kirpiklerimi yıkayan gözyaşlarım, ıslak seccadem, seherlerde semaya açılan avuçlarım şâhittir; yalan değil sevdam!
Ürperen kalbim, titreyen bedenim, vücudumun bütün zerreleri şâhittir, Sen’den başkasına yönelmedim.
Bir tomurcuğun şehbâl açması gibi, Ya Fettâh, şu kalbi de Sana aç, aç ki kurtuluşa ereyim!
Erit beni, bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım; Yüce Nebi (sas) gibi, Sana dilbeste olmuş dostların gibi...
Kokuşmuşluktan usandım, şu gurbetlikten bunaldım.
Hasretine artık dayanamıyorum. Dizlerimde derman, gözlerimde yaş kalmadı. Rûhum âb-ı hayat istiyor, adımı çağıran bir ses çekim alanıma girsin, içime hasretinin sancısını söndüren bir damla düşsün…
Garibim, acizim, bîçareyim gitmek istiyorum, canım toprak çekiyor. Sana ulaşmak, ruhun tenden ayrılması ise, visalimi istiyorum. İki damla gözyaşıyla Sana gelmeyi arzu ediyorum.
Beni, Sensiz bırakma Allah’ım!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sayfalara ''Eşimi Seviyorum'' Diye Yazın...

10/5/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

Bir varmış bir yokmuş” diye başlar masallar… Ve “onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” diye son bulur. Ortada neler yaşanır o pek bilinmez. Acılar mı çoktur, sevinçler mi? Onu ne yazan olur ne de anlatan. Ama gerçek olan mutlulukla biten masallardır. Şu dünyada hemen herkesin öyle bir masalı vardır. Kimi masalların sayfalarına kahkahaların resmi çizilir. Kimininkine ise hıçkırıkların hüznü yazılır… Peki sizin masalınızda ne yazılar var? Hüzün mü yoksa, neşe mi?”
Eğer o masala mutluluğun resmini çizmek, mutluluğun şarkısını yazmak istiyorsanız?.. Önce geçmişteki acıların üzerini çizin. Kötülükleri mazi mezarına gömün. Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın.

Çirkin olan hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Her söze cevap yetiştirmeyin. Gözünüzü kör, kulağınızı sağır edin. Bu dünya her kötülüğü görecek, her söze cevap yetiştirecek kadar uzun değil.

Eşinizi “sen şöylesin, sen böylesin” diye yıpratmayın. “Sen benim için özelsin, sen bir tanesin” diye motive edin. Kameralarınızı kusur ve hatalara değil; güzelliklere çevirin.

Negatifliği bırakıp, pozitif olun. Etrafınıza mutluluk ışıkları saçın. Çevrenize huzur meltemi estirin. Eşiniz aydınlığınızda ferahlamak, huzur melteminizde serinlemek için yanınıza koşa koşa gelsin. Acıları orada dinsin. Sıkıntıları orada bitsin. Elem ve keder dağları o güneşte erisin.

Eviniz, erişilmez dağların zirvesi olmasın. Eşiniz, o fırtınalar arasında tek başına kalmasın.

Aynı evi, aynı çocukları, aynı odayı ve aynı yastığı paylaşanlar aynı “s e v g i y i” de paylaşsın. Aynı mutluluğa imza atsın. Aynı huzura doğru koşsun. Şayet “Ben pozitif olamıyorum ya da ne yapsam eşimi mutlu edemiyorum” diyor ve mutluluğu yakalamakta kararlıysanız?

Hayatta hiçbir şey zor değil. Yeter ki isteyin, yeter ki, başaracağınıza inanın ve gayret gösterin. Bir de bol bol, dua edin.

Unutmayın, yollar, yürüdükçe aşılır. Dağlar tırmandıkça... Evlilik de bir yoldur. Bazen ufak tefek taşlar olur. Onları görüp, ümitsizliğe düşmeyin.

Belki koşarken ayaklarınıza taşlar batar, belki yüreğiniz acır. Sonundaki mutluluğu düşünün. Güzel günleri hayal edin…

Masalınızın sonunun mutlulukla bitmesini istiyorsanız eşinizi sevin... Ve önsözü “mutsuzlar” son sözü “ayrıldılar” değil,

önsözü “sevgi” son sözü “mutluydular” olsun

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Meclisine benide çağır Ya Resulaalah........

3/5/2008 · Kategori: YAZI SIIR HIKAYE

BENDE GÖZYAŞI VAR ALEMDE NEŞE
YÜREĞİM ÇIRPINIP DÜŞTÜ ATEŞE
YÜCELİĞİN SIĞMAZ HAYALE DÜŞE
BİÇAREYİM MEDED YA RESULALLAH

NE BOŞALABİLDİM,NE DOLABİLDİM
NE BİR MEKAN NEBİR DOST BULABİLDİM
BEN SENİN SEVGİNİNİ ÖZ SILA BİLDİM
BANA HER YER GURBET YA RESULALLAH

İNİŞİN VARLIĞI YOKUŞTA GİZLİ
SUYUN ŞIRILTISI AKIŞTA GİZLİ
SAADET O NURLU BAKIŞTA GİZLİ
CEMALİNİ LUTFET YA RESULALLAH

ÖYLE BİR NEFSİM VAR HEM KÖR HEM SAĞIR
GÜNAH YÜKÜ İLE YAŞAMAK AĞIR
YAREN MECLİSİNE BENİDE ÇAĞIR
ŞEFAAT ŞEFAAT YA RESULALLAH

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »